Mecburi Geçiş

blogger açılacakmı bilmiyorum ve dileğim açılması,ancak eğer açılmazsa blog yazılarım kaybolmasın diye buraya geçiş yaptım,fakat hiç içime sinmedi ve hiç alışamadım.Dileğim en kısa zamanda bloggerin açılması,şimdilik yazılarıma buradan devam etmeyi planlıyorum görüşmek üzere

2 yorum Ekim 27, 2008

Teşekkürler

Embir’ciğim Uluslar arası arkadaşlık ödülüne beni de layık gördüğün için teşekkür ederim.

Doğrusu arkadaşlarımın hepsi özel ve bu ödül hepsine gitsin.

Add a comment Ekim 22, 2008

Bulaşık Makinası İçin Ev Yapımı Deterjan

Gelen Yorumlarda bulaşık makinesi için tarif yok mu diye soruyor arkadaşlarım, elbette var.Özellikle Amerika’da pek çok kadın deterjanların pahalı olması ve tehikeli maddeler içermesi sebebiyle ev yapımı deterjanları bulaşık makinasında da kullanıyor.Pek çok değişik tarif var ama ben yine kendi kullandığımı yazayım.
İlk tarifim şu; 1 fincan boraks, 1 fincan yemek sodası, 3 damla limon veya portakal yağı.Bu karışımı kapaklı bir kapta iyice harmanlıyoruz .Makinamızda 1 çorba kaşığı kullanıyoruz.Bu benim ilk kullandığım formüldü.Bu formül yumuşak sularda iyi sonuç veriyor.Bazı makinalarda da durulama programıyla ilgili bir şey sanırım bardaklarda bulutsu film yaptığı söyleniyor.(benim başıma gelmedi.)Şimdi bulunduğum yerde sular bir hayli kireçli şimdi bu formülü kullanıyorum ve çok memnunum. Tarif şöyle;
1 Bardak boraks, 1bardak yemek sodası, 1/4 bardak tuz, 1/4+ bardak limon tuzu(citric asit)(iri kristalli değil toz şeklinde kullancaksınız),30 damla limon,portakal,mandalina yağlarından biri veya 10 ar damla herbirinden.Plastik bir kapta hepsini karıştırıyoruz,ancak burada size bir püf noktası söyliyeyim,hepsini birden karıştırırsanız topaklanma yapar,önce tuz ve yağları iyice karıştırın ardından diğerlerini ekleyin. Yıkama başına 1 çorba kaşığı deterjan yeterlidir.tabaklar ve bardaklar son derece temiz oluyor ve parlıyor,nefis kokuda cabası.Kullandığımız yağların özelliklerinden dolayı deterjanımız aynı zamanda antibakteriyel ve anti virütik etkiyede sahip.
Unutmuştum bunu da ekleyeyim parlatıcı gözüne de elma sirkesi koyabilirsiniz.

20 yorum Ekim 16, 2008
Etiketler: ,

EV TEMİZLEYİCİLERİ

Hepimiz evimiz pırıl pırıl olsun,mis gibi koksun isteriz, ama bu o kadar kolay değildir,temizliğe başlamadan deterjanları tamamlamak lazım ,ee ne de olsa her işe ayrı deterjan lazım,kireç sökücüsü,yağ temizleyici,banyo için ayrı,mutfak için ayrı çamaşıra ayrı.Diyelim deterjanlarımızı aldık geldik evi bir güzel temizledik işler bitti,ev pırıl pırıl mis gibi kokuyor.Aman temizlik bitti deriz ,içimiz rahatlar,kendimizi iyi hissederiz.Acaba gerçekten öylemi evimiz gerçekten temizlenmişmidir?

Mikroplar ve kirler temizlenmiş olabilir,peki onların yerine daha kötü,daha zararlı şeyler kalmış olabilirmi?

Evet maalesef ,temizlikle birlikte kirler gidiyor,zararlı atıklar evimizde kalıyor.Şimdi size bazı istatistiklerden bahsetmek istiyorum;

5 yıllık bir EPA (Environmental Protection Agency ) araştırmasına göre,ortalama bir Amerikan evindeki hava kirlilik düzeyi dışarıdaki havadan 70 kez daha yüksektir.Epa ABD’de ortaya çıkan hastalıkların yarısının içerideki havada mevcut olan kimyasal kirliliğe bağlı olabileceğini açıklamıştır.Yine 1985 EPA raporuna göre ev temizleyicilerinin kansere neden olma olasılığı dışarıdaki hava kirliliğine oranla 3 kat fazladır.

İstanbul Üniv. Cerrahpaşa tıp Fak.deki Zehirlenme konulu sempozyumda Uz.Dr.Arzu Denizbaşı bakın ne diyor; “
Çocukluk çağı zehirlenmeleri sık görülen tıbbi acillerdendir. Ufak bir dikkatsizlik
sonucu oluşan zehirlenmeler özellikle bu yaşlarda ölümle sonuçlanabilir.
İstatistiklere göre özellikle 6 yaş altındaki çocuklar en riskli gruptur. Bu
grup hem zehirlenme vakalarının hem de zehirlenme sonucu ölümlerin en sık
görüldüğü gruptur. ABD’de her yıl 1 milyon çocuk toksik madde alarak zehirlenmektedir.
Bu zehirlenmelerin %85’i kaza sonucu ve %15’i ise nedeni şüpheli
zehirlenmelerdir. Özellikle 2 yaş altındaki zehirlenmelerin suistimal sonucu
oluştuğu akıldan çıkmamalı ve adli makamlar haberdar edilmelidir. Çünkü
çok düşük doz alımı bile çocuklarda ölüm ile sonuçlanabilir. Türkiye’de ise
yaş ile zehirlenme ilişkisini ortaya koyan yayınlamış seriler mevcut değildir.

Zehirlenme genellikle ev kazalarının bir sonucudur. Evde bulunan tüm
maddeler yani parfüm, kozmetikler, temizleme solusyonları, alkollü içecekler,
böcek ilaçları, evde bulunan diğer ilaçlar ölümcül kazalara neden olabilir. Zehirlenme
olaylarının patofizyolojisi çocuklarda erişkinlerden farklı seyreder.
Çocukların vücut ağırlığı düşük olduğu için çok küçük miktarlar bile toksik
olabilir ve mortaliteyi artıran en önemli faktör budur.

Yine Bakırkör Kadın Doğum ve Çocuk Eğitim araştırma Hastanesinde 2007 yılında yapılan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. zehirlenme sebebiyle gelen 489 hasta üzerinde yapılan çalışma sonucu,zehirlenme sebebleri şu şekilde belirlenmiş, ev temizlik ürünleri,kimyasal maddeler ve zirai ilaçlar. Zehirlenme olayları en sık 1-6 yaş arası %74.5 görülmüş,kaza sonucu zehirlenmeler ise %84.4 oranında gerçekleşmiş.

Aralık 1984’de Los Angeles Times, evde kullanılan kimyasalların erkek sperm sayısının azalması ve kısırlığı da içeren yan etkileri hakkında bir rapor yayınlamıştır.

ve daha bu konuyla ilgili pek çok araştırma vardır.

Peki ,şimdi bunları duyduktan sonra cicili bicili rengarek ambalaj ve kokuda ki ev temizlik malzemeleriniz gözünüze nasıl görünüyor ?

Temizlik malzemelerinin etkileri bu kadarlada sınırlı değil üstelik,çöpe attığımız maddeler veya deterjanlı suların nereye gittiğini bir düşünün!

Birde evde kullandığımız , bizim ve ailemizin her gün maruz kaldığı temizleyicilere bir göz atalım.

Mutfak lavobomuzun yanında duran renkli mis kokulu bulaşık deterjanlarımızın,neft yağı,fosfat,sodyum nitrat,petrol bazlı gerilimi azaltan maddeler gibi,zararlı kimyasalları içerdiğini biliyormusunuz.Yine lavobalarımızda kullandığımız tıkanıklık açıcılar;sodyum hidroksit,sülfirik asit ve trichloroethane vb içerir.Çamaşır deterjanları: amonyak bileşikleri,tetrapotatssium pyro-phosfate,sodyum toluene,sodyum tripolyphosfate,sodyum veya kalsiyum kypochlorite, EDTA, ve daha pek çok toksik,zararlı kimyasal.temizlik maddelerimiz bu kadarla sınırlı değil elbet,tuvalet temizleyiciler,halı şampuanları,oda spreyleri, vb.

Bu kimyasalların verdiği zararlar ise öyle böyle değil.Merak edenleriniz olursa bu maddeleri ve vucudumuzdaki etkilerini ayrıca anlatırım.

Gelelim esas konumuza,temizlik maddelerinin bu kadar zararı var,e kullanmayalımmı veya bunların yerine ne kullanalım ?

Deterjanlarınızı kendiniz yapmaya ne dersiniz, hem sağlıklı bir temizlik yapmış olursunuz hemde tasarruf etmiş olursunuz.

Örneğin bir çok deterjanda duyarız limonlu,vb gibi bu bir ticari aldatmaca değildir,narenciye yağları doğal yağ sökücüdür ve aynı zamanda antimikrobiyaldir. Eğer denemek istiyorsanız malzemelerimiz şunlar; İlk önce aromatik yağlar ile başlayalım.

Defne ,Lavanta,Nane, okaliptus, limon, biberiye,çay ağacı,servi,çam yağları başlangıç için iyidir.Bu yağlar genel olarak antifungal,antibakteriyel,antivirütik etkilidirler. Deterjanlarımızın ana temizleme maddesini ise saf beyaz sabun oluşturmakta (toz olanı tercih sebebi,kalıp ise rendeleyip küçük parçacıklara ayırın.) diğerleri ise şöyle; karbonat (yemek sodası),Balmumu, boraks, krem tartar, gliserin, lanolin,beyaz sirke ,arap sabunu ve çesitli pompalı kaplar,şişeler.

Şimdi de sıra tariflerde, aslında pek çok tarif var ama ben kendi kullandıklarımı önermeyi tercih ediyorum. Bu uzun bir konu olduğundan belli başlı temizleyici tiplerine tek örnek vericem.

BULAŞIK YIKAMA SIVISI : Bir kalıp veya gramaj olarak eş değeri beyaz sabun,10 damla,limon yağı,6 damla biberiye yağı, 4 damla lavanta yağı,2 damla portakal yağı ve su. 650 ml. suda tüm bileşenleri karıştırın , kullanmadan önce şişeyi çalkalayın.bulaşık suyuna 1 veya 2 çorba kaşığı katarak bulaşıklarınızı yıkayın.

Lavabolar için leke çıkarıcı : 1/4 fincan boraks, 1/4 fincan karbonat, 8 damla biberiye,okaliptus veya çay ağacı yağı, durulamak için 3/4 fincan sirke.

Boraks ,karbonat ve yağı bir kapta iyice harmanlayın lavaboya bu tozdan dökün(az miktarda) ve nemli bir süngerle ovalayın,eğer inatçı lekeler söz konusu ise bir müddet bekletin.Önce sirke daha sonra sıcak su ile durulayın.

Yer temizleyici:(güçlü kir ve yağlar için):bu yer silme sıvısı daha çok mutfakta kullanıma uygundur, 4.5 lt.sıcak su, 2yemek kaşığı sabun tozu,1/4 fincan çamaşır sodası,1 fincan sirke,20 damla okaliptus,nane veya çay ağacı yağı. Malzemeleri bir kovada karıştırıp, yer bezimizle yerleri siliyoruz bu formül durulama gerektirmez.

Tuvalet temizleyicileri:

Klozetin genel yüzeyleri ve oturma kısımının çevresi ve altını temizlemek için anti bakteriyel sprey temizleyici;2 fincan su, 1/4 sabun tozu 1 çorba kaşığı çay ağacı yağı, 10 damla okaliptus veya nane yağı. malzemelerin tümünü plastik bir sprey şişesine koyun ve iyice çalkalayın.kullanacağınız yüzeylere püskürtün ve nemli bir bez veya süngerle silerek temizleyin.

Klozet iç yüzeyleri için temizleyici ; 1/2 fincan karbonat, 1/4 fincan sirke 10 damla çay ağacı yağı.Malzemeleri karıştırın klozete dökün ,tuvalet fırçasıyla fırçalayın.

yine klozetteki inatçı lekeler için bir formül; 1 fincan boraks, 1 fincan sirke,10 damla çam veya lavanta yağı,5 damla limon yağı. malzemeleri bir şişe veya kutuda iyice karıştırın ve tamamını klozetin iç yüzeylerine dökün gece boyunca bekletin,sabahlayin sadece sifonu çekin.

Konu pek uzun ,bende çok yorgunum bu günlük bu kadar olsun,başka bir gün çamaşır deterjanları,halı temizleyiciler ,efendime söyleyim leke çıkarıcılar ve benzeri konularla devam ederiz.Bu konudaki yorum ve fikirlerinizi ve varsa tecrübelerinizi paylaşmanızı bekliyorum.

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

2 yorum Ekim 15, 2008
Etiketler:

Ümmin Sistemi Destekleyici Bitkiler

Yaşımız ilerledikçe vucudumuzda bizim farkına varmadığımız pek çok değişiklikler olur, özellikle de bağışıklık sistemimizde.Hastalıklarla savaşan T hücreleri güçlerinin birazını kaybederek bizi enfeksiyonlara karşı dayanıksız hale getirir.kanserle savaşan NK (natural killer) hücrelerimiz güçsüzleşir ve kanser oluşumlarına izin verir, sahip olduğumuz bu savunma ağı henüz tam anlaşılamayan nedenlerle dost dokulara da saldırmaya başlar,sonuçta romatizmal arterit,lupus gibi otoümmin problemler ortaya çıkar. İmmün fonksiyondaki genel zayıflama immünosenescence olarak adlandırılır.

Ümmin sistemdeki bu genel zayıflık hali kaçınılmaz değildir, sağlıklı çalışması için yapabileceğimiz bazı şeyler vardır; bunların başında beslenmemiz,ve yaşam tarzımız önemli rol oynar. antioksidan vitaminler C ve E,B6,çinko,selenyum gibi temel vitamin ve mineral eksiklikleri ümmin fonksiyonu güçsüzleştirebilir.Günümüz beslenme rejimleriyle bu vitaminleri vucumuzun ihtiyacı kadar almamız pek mümkün olmayabilir.Bu durumda doktora danışarak bu vitaminleri ek olarak alabiliriz. Uyku eksikliğide,önemli ümmin hücrelerinin aktivitesini baskılayabilir. Bundan başka hafif egzersizler bağışıklık sistemini desteklerken,çok yorucu ağır egzersizler bizi fazla yorarak sistemimizi zayıflatabilirler.

Şimdilerde ülkemizde çok tanınan ekinezya ümmin uyarıcı olarak harikadır, fakat en iyi sonucu hastayken verir.Bizim için önemli olan sağlıklıyken kullanıp ümmin desteği alacağımız bitkiler olabilir.Bu bitkiler içinde en iyilerden ve üzerinde ciddi araştırma yapılmış olanlardan bahsetmek istiyorum.

Çam Kabuğu Ekstresi ; Güneybatı Fransa’ da yetişen Fransız sahil çamının (Pinus pinaster) kabuklarından elde edilen konsantre dir. İçeriğindePycnogenol bulunmaktadır.Pycnogenol, proantosiyanodinleri, kateşin, epikateşin, taksifolin, fenolik asitleri, glukozidler veya glukoz esterlerini içermektedir. pycnogenol hakkında yapılan çalışmalarda Serbest radikal temizleyici özellikleri gösterilmiştir. Bununla birlikte immun sistem ve nöro-dejeneratif sorunlarında anti-allerjik özellikleri olduğu, çeşitli kanser türlerinden koruyabileceği, yaraların iyileşme süresini kısaltabileceği, artrit ve siroz gibi rahatsızlıklarda tedaviyi destekleyici olabileceği ve yaşlanma prosesini yavaşlatabileceği düşünülmektedir. Son çalışmalar, Pycnogenol’ün kardiyoprotektif etkilerinin olabileceğini ve bazı damar problemlerinde faydalı sağlayabileceğini göstermektedir. Araştırmacılar, Pycnogenol’ün klinikte, kronik venöz yetmezlikte, platelet agregasyonundan korunmada, vasküler retina bozukluklarında, diyabetik retinopatide, lupusta ve astımda yardımcı olabileceğini ve sperm malformasyonu olan erkeklerde sperm kalitesinin arttırılmasını destekleyici olarak kullanılabileceği görüşündedir.Ayrıca başka bir önemli destekleyici olan Cvit. aktivitesini destekler. Bilinen bir yan etkisi veya ilaç etkileşimi yoktur,yalnız önlem olarak hamileliğin ilk 3 ayında kullanımı önerilmez.

Astragalus /Geven ;İmmun sistemi güçlendiren polisakkarit ve diğer aktif bileşenleri içeren Astragalus, immun sistem uyarıcısıdır. Kanser kemoterapisi gibi immun sistem yetmezliğin söz konusu olduğu durumlarda kalp ve böbrekler üzerinde adaptojenik etkisi vardır. Astragalus kökleri immun fonksiyonun yanında dayanıklılığı da arttırırken tonik gibi görev yapar. Astragalus ekstreleri polisakkarit, saponin, flavonoid, aminoasit, ve eser miktarda element içerir.

Soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlarda, spontan gece terlemelerinde kullanılır. Soluk hacmini arttırmaya yardımcıdır, kronik ülserleşme ve ağrıda yararlıdır, hissizlik, kol bacak paralizi ve ödemi azaltır . İmmun sistemini güçlendirerek kardiyovasküler fonksiyonları ve yaşam kalitesini arttırır. Herpes simplexin yarattığı servikal erezyonları, soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonları iyileştirip, immun sistemi yeniden güçlendirir.astragalusun bilinen bir yan etkisi veya tosisitesi yoktur,ancak otoümmin hastalığı olan kişilerde doktor gözetiminde ve dikkatle kullanılmalıdır.

Bağışıklık sistemini destekleyen bitkiler elbette bunlarla sınırlı değildir.Diğer bitkiler güçlü özelliklerinin yanında ciddi toksik etkiler ve başka yan etkilere de sebebiyet verdiğinden yazıya dahil edilmemiştir.

Yazılarımda verdiğim bilgiler çeşitli araştırma sonuçları derlenerek hazırlanmıştır.sadece bilgi amaçlıdır.Lütfen bir doktora danışmadan kullanmayınız.

Hepinize sağlıklı günler dilerim

3 yorum Ekim 14, 2008
Etiketler:

Romatoid Artrid Hastalığı Ve Uygulanacak Bitkisel Tedaviler

Romatoid artrit genellikle el ve ayak eklemleri de dahil olmak üzere, simetrik olarak eklemlerde inflamasyon ve bunun sonucunda şişme, ağrı ve zamanla eklem içinde hasara yol açan otoimmün bir hastalıktır. Zaman içinde hareket kaybına yol açar.Aynı anda pek çok eklemi etkilemektedir.Hastalık ilerlediğinde eklem yüzeylerinde aşınma ve yıkıma yol açar.Eklem yüzeyi hareket alanına zarar verir ve deformite oluşturur, görülen klasik deformiteler, Boutonniere deformitesi ve kuğu boynu deformitesi, Parmaklarda ulnar deviasyon ,Başparmakta Z deformitesi vb.dir.Dermotolojik olarakta deri altında nodüller oluşur.Ağrı kesici ilaçların yan etkisiyle hastada,gastrointestinal kanama dolayısıyla anemi görülebilir.Lökopeni ile birlikte dalak büyümesi (Fely sendromu)görülebilir ve lenfatik inflitrasyon tükürük ve gözyaşı bezlerini etkileyerek (sjogren sendromu ) ağız kuruluğu göz de kuruluk ve kaşıma görülebilir.

Bu hastalıkla mücadele ederken antiiltihapsal bitkiler kullanabiliriz.Şimdi bu bitkilere bir göz atalım.
Anti iltihapsal Özellikteki Bitkiler; Burada sadece üzerinde en iyi araştırma yapılmış ve bu konudaki başarısı kanıtlanmış bitkilerden bahsedeceğim.

ZENCEFİL :doğal bir anti iltihapsaldır.Yapılan çalışmalarda,taze zencefil yiyen(hafif pişmiş) veya ekstresini kullanan hastaların şişme,sabah sertlikleri,ağrı ve eklem oynaklığı konusunda gelişme yaşadıkları gösterilmiştir

Kullanımı;zencefili çay olarak kullanabilirsiniz veya hazır preperatlarını alabilirsiniz.
ANANAS:Ananasta bulunan bir enzim olan Bromelain,hastalığın semptomlarını kontrol etmeya yardımcıdır.Yapılan klinik çalışmalarda 3-13 hafta arası bromelain kullanan romatoid artridli hastalarda %73 oranında iyileşme görüldüğü saptanmıştır.Hastalıkta kullanılan ağrıyı kesmede etkili fakat mideyi bozan ilaçların aksine bromelain iyi bir sindirim yardımcısıdır.
Kullanılışı:bol miktarda ananas tüketin veya bromelain kapsüllerinden kullanın.

ÇUHA ÇİÇEĞİ: Evening Primrose diyede bilinir.Çuha çiçeği yağında bol miktarda bulunan gamma linoleik asit (GLA) RA tedavisinde başarıyla kullanılmaya başlanmıştır.Yağ kapsül olarak satılmaktadır.Yapılan çalışmalarda 6 ay GLA alanlar şişme,eklem ağrısı ve sertlik şikayetlerinde belirgin bir düşüş yaşamışlar ve kullandıkları bazı reçeteli ilaçların dozunu azaltmışlardır.Çalışmanın 2. 6ayında ise GLAya devam eden hastalar çok belirgin bir gelişme göstermişlerdir(bir yıl boyunca kullananlar).Bu arada phenothiazine ilaçları alanlar doktor gözetimi olmadan evening primrose yağı kullanmamalıdırlar.

BLACK COHOSH :Bu bitki de romatizmal arterit için doğal anti iltihapsal ajanlar taşır.Kapsül şeklinde piyasada bulunmaktadır.

 

Bu konuyu gelen maillerde sorulduğu için, bahsetmeyi uygun buldum.Bir sonra ki yazım Ümmin Sistemi Destekleyici Bitkiler Olacak.
Sağlıkla kalın.
not; fotoğraflar netten alıntıdır.

5 yorum Ekim 9, 2008
Etiketler:

DOĞAL ANTİBİYOTİKLER / 2

Sarımsaktan sonraki en güçlü antibiyotik bitkilerden biride adaçayıdır.Dizanteri,boğaz ve üst solunum yolu hastalıkları için idealdir.Haricen mikrop kapmış yaralar içinde kullanılır.
Streptococcus pneumoniae,staphylococcus aureus,haemophilus influenzae,pseudomonas aeruginosa,escherichia coli,candida albicans,salmonella türlerine karşı etkilidir.Esans yağı geniş yelpazeli bir antibiyotiktir.

Çayının hazırlanışı;250 ml.suya 2 çay kaşığı kuru bitki yaprak koyup 15 dakika demliyoruz.Süzdükten sonra bal ve limon ilavesiyle tatlandırabilirsiniz.Boğaz enfeksiyonları ve ateş için günde 3 kere gargara olarak kullanın ve için.

Yan etkisi; Emziren kadınlarda süt salgısınıazaltır ve hatta durdurur.Hamilelik süerecinde düşüğe sebeb olabileceğinden kullanımı önerilmez.

ZENCEFİL:Genel olarak soğuk algınlığı ve gribin tedavisinde tercih edilen bir bitkidir.Yüksek miktarlarda bile kullanımı emniyetli ,tadı oldukça iyidirbu nedenle çocuklar içinde faydalıdır.
Zencefilin öksürük önleyici (antitüssif) etkisi kodeininkini andırır,oldukça güçlü balgam sökücü ve antihistamin etkileri hava yolları salgılarını inceltir ve atılmalarını kolaylaştırır,bu sebeble üst solunum yolu hastalıkları için mükemmel bir bitkidir.Bunun yanı sıra ağrıyı azaltır,bağışıklık etkinliğini uyarır,iltihabı azaltır ve terlemeyi arttırır ve ateşin düşmesine yardım eder.Bulantı önleyicidir.Ayrıca yanıklar içinde idealdir.Taze zencefilin özsuyu bir pamuğa emdirilerek yanıklara uygulanırsa anında ağrı kesici etki gösterir,iltihaplanma ve su toplamasını azaltır ve enfeksiyonlara karşı antibakteriyel koruma sağlar.Vucutta geniş bir etki yelpazesine sahiptir, katarakt, kalp hastalığı, migren, inme, adet görememe, angina, atlet ayağı, bursit, kronik yorgunluk, soğuk algınlığı, grip, öksürük, depresyon, baş dönmesi, ateş,kısırlık, setleşme sorunları, böbrek taşları, Raynaud hastalığı, siyatik, tendinit ve viral hastalıkların tedavisinde etkili bulunmuştur.

Hazırlanışı:

Çay; 1.5 çay kaşığı kuru kök tozu,250 ml suda 10 dakika çok kısık ateşte kaynatılır.Akut dönem boyunca gün içinde içilir.
Bundan başka baharat olarak yediğiniz herhangi bir gıda içinde kullanabilirsiniz.

Yan etkisi; Hamilelikte yüksek miktarlarda almaktan kaçınmalıdır.

Antibiyotik bitkiler bu yazdıklarımla sınırlı değil elbette, ancak diğer bitkilerin çok önemli yan etkileri bulunuyor, bu sebeble yalnış veya aşırı dozda uygulamaya mahal vermemek için önlem olarak buraya yazmayı uygun görmüyorum.

Hepinize sağlıklı günler diliyorum.

4 yorum Ekim 8, 2008
Etiketler:

Sayfalar

Kategoriler

Bağlantılar

Meta

Takvim

Ekim 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Most Recent Posts

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.